21 Haziran 2014 Cumartesi

En çok kendini seversen, sana bir şey olmaz. Bencillik diye burun kıvıranlar vardır bu düşünceye... Bu bencillikten farklı bir şeydir oysa. Uçakta hava maskesini çocuklardan önce neden kendimize takıyoruz sizce? Sevdiklerimizle mutlu günlerde uyumak, uyanmak istiyorsak önce kendimiz nefes almalıyız daha sonra onların nefes almalarına yardımcı olmalıyız.

İnanç hayata bir çok zamanlarda tutunmamıza yarayan bir güçtür. Ancak inandığımız şeyleri iyi seçmeliyiz ki elimizde kalmasın tutunduklarımız. Bu yüzdendir ki en dönek varlık olan biz insanlar olmamalı inandıklarımız. Ve tuttuğunuz şey elinizde kalsa bile bir gün bunun başınıza gelebileceği ihtimali hep aklınızda olursa en fazla bir gün üzülürsünüz ikinci gün hayatınız kaldığınız yerden kıpır kıpır devam eder. Kendinizi hem şarkı söyleyip hem dans ederken bulabilirsiniz eve girerken mesela :) Daha çok okuyup daha çok yazarken ya da ne bileyim daha güzel beslenirken yakalarsınız birdenbire... Çünkü sizin inancınızı sarsacak etkenler hayatınızdan yok olmuştur... Ve derin izler bırakmadan gitmişlerdir. Huzursuz eden mutsuzluk verenler uzaklaşmıştır hayatınızdan.. Özgürsünüzdür. Sizi mutlu edecek her şeye açıksınızdır. En güzeli de budur.

Sizi mutsuz eden şeylerin hayatınızdan uzaklaşmasına izin verin.. Bunu öyle öfke dolu değil, elinizi onun omzuna koyun iyi yolculuklar dileyin ona ve özgür bırakın :) O an bunu yapamadıysanız ve hoş şekilde vedalaşmadıysanız bile kendi içinizden arkasından yapın bunu çok işe yarıyor :) Arkasından el sallarken o eli hiç indirmeyin hazır eller havadayken iki de göbek atın :D

Her şey kendimi sevmekle başladı. Kendini seven insan ne kendine ne de başkasına kötülük eder. Haksızlığa uğradığınına inandığı ve ikna olduğu zaman hiç bir şeyin yasını tutmadan iç seslerini değiştirir. Eskiye dair şeylerin geri dönmesini beklemez.. Çünkü yüreğine kefildir kendini seven insan, kimseye yanlış yapmayacağını bilir ve bundan dolayı suçluluk duymaz.

Kendini seven insan canını yakmaya çalışanları hemen görür farkeder ve oyuna gelmez, duygularıyla oynanmasına izin vermez. Karşısındakini umursamayarak mağlup eder.

Kendini seven insan başkalarının duvarları arasında yaşamaz. İlla bir duvar lazımsa ona o duvarları kendi örer ve kendiyle yaşamayı bilir içerisinde..

Kendini seven insan bir şeylerin arkasından hiç mi üzülmez? Üzülür ama üzüldüğü şey arkasından yas tutmayı hak ediyordur. Hatalıdır bu sefer kendini seven.. Yapılacak ne varsa gururunu dinlemeden yapar.. Sonra çekilir kabuğuna sarar yaralarını ve devam eder yoluna .

Ve her şey kendimi sevmekle başladı.. Gözlerimi açtığımda yeniden doğmuş gibi huzuluydum .. Ve anlamıştım her gidenin yeri mis gibi doluyordu...


22 Mayıs 2014 Perşembe

Bir masal anlat bana baba... İçinde kocaman yürekleri olan insanlar olsun..
Beni inandır yeniden insanların saf ve temiz olduğuna
Güvenmeyi yeniden anlat,
Sevmeyi de...

Sevmek demişken baba..
Ne büyük kumarmış sevmek..
Uçurumların ucundaki heyecanmış
Farkında olmamakmış düşeceğinin.

Oysa sevmeyi senden öğrenmedim mi?
Karıncayı incitmemek gerektiğini,
Birlikte sarmadık mı ıcivcivimizin tırnak yarasını..
Ve yine bana sen anlatmadın mı insanları sevmeyi
Küçük görmemeyi, değer vermeyi..
Ama bahsetmedin sevmenin kumar olduğundan...

Sevmek o kadar da iyi bir şey değil baba
Sevdiğim şeyler canımı yakıyor zamanla...

İşte böyle zamanlarda aklıma sen gelirsin
Seni nasıl sevdiğim...
Ve tüm kırılganlıklara inat sana nasıl sarıldığım..
Ve beni salıncaklarda sallayışların
Bıkmadan baba..
Hiç bıkmadan ..
Şimdi anlıyorum ne kadar kıymetli olduğunu...
Kolları yorulanları gördükçe..
Sadece seni sevmek istiyorum..
Sadece sen acıtmıyorsun beni...

Başımızdan eksik etmesin yaradan seni...

1 Mayıs 2014 Perşembe

İstediğimiz bir parça güven, ardından huzur ve mutluluktu.. Çok görüyor hayat dedikleri! Gögsüne başımı koyunca her şeyi unutmaktı istediğim.. Her seferinde hayal kırıklıklarının beşiğinde sallanmaktan başım döndü. Tek bildiğim kimseyi aldatmadım. Doğruları söylerken yalnız buldum yerimde kendimi ve yorulmuştu çıplak ayaklarım susuz topraklarda.. İnanmaktı tek isteğim..Bilmekti herkes gitse bile onun asla bırakmayacağını.. Ama bilemedim, güvenemedim ben hiç birine..

Güvenmek sevmekten önce geldiğini anladım bugün. Güvenmediğin şeyi sevmek intiharmış.. Öyle yanar ki için gözlerin yıkanmaktan bıkar.. Ve  susar artık cümlelerin konuşmaktan vazgeçer..  Cümleler artık susmuşsa, sadece kendinin duyabileceğin bir fısıltıdan ibaretse söylediklerin bil ki artık gelmişsindir sona.. Bil ki artık yorgunluğun dibine vurmuşsundur ve vazgeçmeye niyet etmişsindir..

Hep derim.. Bitmesi gereken şeyler önceden işaret verir.. Önemli olan bunu görebilmektir. Ama hep yine de belki kelimeleriyle zorlarız olmayacak duayı...Yaşadıkça daha iyi öğreniriz bıçak gibi kesmeyi.. Ve soğukkanlı durmayı..Gitmeyi öğreniriz gittikçe...

Hayatta nerde ne kadar kalacağını bilmek, bir çok şeyin önüne geçer... Gitmek çoğu zaman kazanmaktır.. Gitmek çoğu zaman kırmızı ışıkta durup kazaya sebep olmamaktır...

Gitmek kadar bağlanmamayı, bağımlı olmamayı da bilmek lazım.. İnceldiği yerden kopup, yeniden toparlanmayı bilmek lazım... Kendine yetmek lazım fazlasıyla yetmek..

Ama yine de biri gelsin artık diyorum. Dokunmaya kıyamayacak kadar sevecek, incitmeyecek, üzmeyecek biri gelsin ve hiç gitmesin istiyorum.. Gözleriyle sevecek birinden bahsediyorum. Biraz melankolik biraz  huysuz ama vicdanlı biri.. Hesapsız sevecek biri gelsin... O yeter ki gelsin severim ben onu .. Gelsin uzansın yanı başıma nefes bile almam bozulmasın diye.. Önce bir dinleniriz yorgunluklarımızdan arınıp, sohbet etmeye başlarız,derken gün ağarır ve biraz uykuya dalarız. Uyandığımızda dinlenmişizdir ve unutmuşuzdur maziyi, sonra yeni bir hikaye yazarız kim bilir...

11 Ocak 2014 Cumartesi

Yeni dirayet kazandı yazmaya parmaklarım.. Bazen seni üzen şeyleri dillendirmek istemezsin..
Hayatlarımız birbirine dokunmuştu bir şekilde.. Sevmiştim,eğlenceli, samimi bulmuştum Yasemin seni.. Çok birlikte zaman geçirmedik belki. Bir çok kişiye duyamadığım yakınlığı duymuştum sana.. Merhaba, iyi günler demeden direk sıkıntım neyse dile getirebilecek kadar yakınlık...

Ben de giderek azalan, sana ise giderek yakışan çılıgınlığını sevdim mesela.. Birlikte Avrupa Turuna çıkacaktık. Hem de kız kıza .. Orda kafa dağıtacaktık. Sonra sen beni Bursa'ya çekecektin. Olmadı be gülüm ..

Yıkıldım.. Etkilendim... Hayatın ne kadar acımasız olabileceğini görüp yaşamaktan korktum..

Sabırlar versin rabbim sevenlerine , ailene.. Güzel uyu arkadaşım ... Hep olduğun gibi güzel...