17 Kasım 2010 Çarşamba

GECE GELMEDEN


Gece gelmeden ben olmalıyım.
Bir isim bulmalıyım kendime,
Öğrenmeliyim sessiz asaletin,
Hüzünbaz kucağında sevişmeyi,
Karanlıklarla öpüşmeden önce…

Gitmeden önce görmeliyim,
Nasıl durduğunu ismimin
Mezar taşımın üstünde…
Asiliğinden bir şey yitirmemişse hala,
Dinginleştirmeliyim onu ellerimle.

Fırına sürülmeden önce
Hamurumun tadına bakmalıyım.
Ben atmalıyım içine tuzunu, suyunu ben koymalıyım.
En güzel ağızlarda en güzel lokma olmalıyım.
Karanlık basmadan, gece gelmeden önce…

Aklımın tüm kuşlarını beyaza boyamalıyım.
İçimdeki siyah-mavilerin siyahını onlara bulaştırıp
Uçurmalıyım ellerimle
Mutlu olacakları siyahlıkların ülkesine…

Bazen asi bir şahin,
Bazense ürkek bir serçe…
Ama bir şeyler var içimde
Bir türlü dolamayan yeri
Belki de basmadan karanlık, gelmeden gece
Konacak bir dal bulmalıyım kendime.


mmeelltteemm

16 Kasım 2010 Salı

BUGÜN BAYRAM!!!


Bugün bayram..
Aldığımız kurbanlığa sadece 2 saniye baktım. Duygusallaşıyorum yoksa hemen..
Bu bayram çok ağladım, çünkü soğan piyazını annem bana yaptırdı bu yıl. Bayadır gözlerim yıkanmıyordu iyi oldu..

"Nerdeee o eski Bayramlar !" demek istiyorum ben de diğer büyüklerim gibi.. Küçüklüğümden beri hep birgün bu sözü söyleyeceğim günü hayal etmişimdir:) Al söyledim işte! Nerde o eski bayramlar!!Ahh!! Ahh!!
Eskiden çok heyecanlı olurdum.. Bayramlıklarımı akşamdan son kez prova ederdim :) Şimdi bayramlık almadım bile! Bir de mahalledeki arkadaşlara hava atmak vardı o bayramlıklarla.. Şimdi eşofmanlarımla evde oturuyorum ve mutluyum umrumda da değil kimin ne giydiği :D

Bugün bizim diğer 3 aile bireyi dışarda kurban işini hallederken ben de pc başında oyalanıyordum.. Belçikalı bir arkadaşım bayramımı kutladı.. Sonra bana

" Siz "bayramınız mübarek olsun" ya da " iyi bayramlar" diyorsunuz. Bunlardan hangisi daha iyi? diye sordu. Ben de "Bayramınız mübarek olsun" daha iyi dedim :) Benim için bir farkları yok ama o bayrama özgü bir söz diye "bayramınız mübarek olsun!" dedim.. Sonra facebook sayfasına hemen "BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN" yazdığını gördüm . :) Ne ince bir davranıştır bu böyle :)

Sonra bana MÜBAREK kelimesinin ne anlama geldiğini sordu. Kaldım çünkü ben de tam olarak anlamını bilmiyordum. Bu zamana kadar hep söylemişimdir. "Kandiliniz mübarek olsun, bayramınız mübarek olsun!" ama "mübarek" kelimesinin asıl türkçe karşılığını bilmediğimi farkettim.
"Açıkcası tam olarak ben de bilmiyorum. Zaten Arapça'dan gelen bir kelime. Ama Allah'ın razı olduğu bayramlar demek " diye birşeyler salladım o sırada .. :)
Sonra hemen Google amcaya sordum. Ne demekti mübarek ??

" Her kandilde ya da dini bayramlarda kullanılan tıpkı mevsimlik elbiseler gibi yeri geldiği zaman kullanılan bir kelimedir, mübarek. Şöyle kullanılır:
-Mübarek... Kandilin kutlu olsun!"
-..., Kandilin mübarek olsun!"

İlk cümlede kullandığımız mübarek yani cümlenin başında kullanılan 'çok saygı duyulan, kutsal.' anlamına gelmektedir. İkinci cümledeki vurgunun üzerinde olan mübarek ise 'Verimli, bereketli ' anlamına gelmektedir.

Edward sayesinde ben de birşey öğrenmiş oldum. So Thanks Edward :)

O halde


MÜBAREK KURBAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN ! :)

herkese sevdikleriyle mutlu bayramlar...

15 Kasım 2010 Pazartesi

LAF OLSUN DEĞİL!

Çok rahatım.. İstediğim şarkıyı dinliyorum,
İstediğim filmi izleyip istediğim mekana gidiyorum..
Artık hiç bir şey bana birşeyleri hatırlatmıyor.

Çok güzel bir yerdeyim,
Hafif, sitemsiz ve maziye yabancı
Unutuşların en hakikisindeyim...
Olur da bir gün dejavü olursam bir yerler de,
Her zaman ki gibi
"Ben bu anı bir yerde yaşamıştım" diyeceğim.
Ve o an uzaklaşacak anında..
Ben yürümeye devam edeceğim..

14 Kasım 2010 Pazar

ÇAKIL

Hiç Bir insanı unutmak,
bir insandan vazgeçmek,
bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda
kaldın mı hiç?
Hani ölmüş gibi,
hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,
her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip
ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.
Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek ,
ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana,
ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi
sen hala bu kadar sevgili iken?

Özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemiğini yakarcasına özlemek...
çok kötü değil mi?
Bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu işitememek ,
artık sonunun "Pi" hali degil mi?
Biliyorsun değil mi?
Ne kadar umutsuz bir arayıştır o,
kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak
belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,
belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek,
belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir
yerde demek,
belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar
yaşamak
ne zordur değil mi?
Ne kadar eritir insanı farketmeden.
Sende biliyorsun değil mi bunları.?
Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu
hiç?
Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına.
Güzel bir kafe keşfettiğinde,
güzel bir film seyrettiğinde,
güzel bir şarkı dinlediğinde
güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi
paylasamadığın için onunla.
Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada?
Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?
Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün
oldu mu hiç?
Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan
nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne
sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar
oldu mu hiç?
Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden
birisine aşk şiirleri yazabildin mi?
Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara
feda oldun mu hiç?
İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin,
özlemini,
susuzluğunu,
açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?
Kanayan yarasını gördüğün
ama merhem olamadığın zamanlar.

Gücünün,
hani o tanrısal gücünün
bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu
gördüğün zamanlar
oldu mu hiç?
Hiiiiiiiç....
Hiiç...
hiç...
bir hiç...


Can Dündar

Ergenliğe Giriyorum.. Depresifim Asiyim ! :)

Bir Istanbul'dan Osmaniye'ye olan serüvenin içindeyim Kurban Bayramı dolayısıyla..

Her zaman ki gibi gelince şimdi kardeşimin olan ama eve gelince benim kaldığım odama yerleştim.. Kitaplığı şöyle bir elden geçireyim dedim. Bir de ne göreyim .. 6.,7. ve 8. sınıfta yazdığım günlükler kitaplıkta öylece duruyor. Kimbilir annem hangi delikten buldu da oraya koydu.. Okumuş mudur diye sormuyorum bile kendime kesin okumuştur:)

Aldım elime birini göz atmaya başladım bir sayfa iki sayfa derken, kendimi kahkahalar basarken buldum.. Okudukça gülmekten yerlere yatmaya başladım.. Yan odadan kardeşim noluyor yha diyerekten geldi ona da okumaya başladım:d

Sevgili günlük çok acı çekiyorum.. Dünyadaki herkes anlaşmışlar bana acı çektiriyorlar.. Kendimi çok yalnız hissediyorum.. Yalnızların kızı oldum ben... Hayatımda hiç birşey yolunda gitmiyor.. Sınıf başkanı sürekli adımı tahtaya yazıyor, Sıra arkadaşımdan hiç memnun değilim tamam en iyi arkadaşlarım ama derste beni konuşturuyorlar dersi dinleyemiyorum :(, annem sürekli dedikodu yapıyor..

Sevgili günlük napacağım bilemiyorum .. Ağlamaktan gözlerim şişiyor hergün... Kimse beni anlamıyor :(
Hele defterim biterken günlüğe "çok özlüyorum sensiz napıcam bilemiyorum .. umarım beni unutmazsın" :D demem yok mu ?

:D:D Allah'ım ne dertliymişim ben yaa !! :) Acıların çocuğuymuşum haberim yok..
Geriye bakıp döndüğümde bende hiç ergenlik belirtilerini göremiyordum ama şimdi bu günlüklerimi okudukça şimdi gelişim psikolojisi dersinde gördüğümüz tüm psikolojik halleri yaşamışım.. Dünya benim etrafımda dönüyor sanıyormuşum resmen .

Okuduğum her sayfada gülmekten koptum.:D
O günlükleri Türkçe öğretmenimizin zoruyla yazardım ama şimdi iyi ki yazmışım diyorum..

Günlük hayatta zaman zaman böyle saçmasapan pskikolojilere düşütüğümde artık bu günlükler aklıma gelecek ve ben başlayacağım gülmeye :)