1 Mart 2015 Pazar

Dünya küçük müymüş? Hiç de değil.. Dünyası küçük olan insanların arkasına saklandığı cümle bunlar.. Hayat kısa mıymış ? Atıyorlar.. ! Onu kısalaştıran ,musluktan lavabo boşluğuna süzülen, hiç bir iş uğruna kullanılmayan suymuşçasına geçip gitmesine izin veren ve yapacaklarımızı erteleyen bizleriz.

Yaşamak her saniyesini hissederek yaşamak? Çok sorguluyorum.."İnadına Yaşamak" .. Yaşamaktan zevk almak . Her gün yeni bir şey keşfedip, her gün kendini bir parça yenilemek.. Bazı monotonluklarına sadıkken bazılarından çabucak soyunmak.. Ve farkına varmak aslında ne çok öğrenilecek bilgi, ne çok seyahat edilecek yerler,okunacak kitaplar, izlenecek filmler, tadılacak damaklar ve ne çok hayatlarına dokunacağımız insanların olduğunun farkına varmaktan bahsediyorum. Bu kadar çok yapacak listesi varken ne anlarlar bazı insanlar ucuz senaryoların figüranı olmaktan.. Ama figüransız eksik kalırdı değil mi filmler?

Biliyorum artık, insanların hepsinin iyi olmadıklarını... Ve başkalarının hikayelerindeki kötü karakter olmayı kendine görev edinip, bu aktivitelerden beslenen insanların varlıklarını kabullendim.. Bu kabulleniş, YENİLGİ anlamına gelmiyor, bu kabulleniş ZAFER di benim için. *Var olduklarını bil   * Süprizlerine hazırlıklı ol ve*Senin dibe çökeceğini sandıkları noktada.. Kocaman bir GÜLÜMSEME( bu yüzden ağzımın büyük olmasını seviyorum:) ) ve en sevdiğin ayakkabılarınla çık karşılarına.. Merhaba, kırmızı rujum yakışmış mı diye sor? Sonra suratlarındaki şaşkınlık, öfke ve hayalkırıklıklarını kaçırmadan birlikte selfie yapmayı teklif et . O fotoğrafa baktıkça kendini sev, çünkü sen artık direnmeyi değil , yönetmeyi öğrenmişsin :) Savaşıp, vakit kaybedip hayallerini erteleyeceğine , yolundaki engellere , aslında engel değilmiş gibi davranıp onları da engel olamayacaklarına inandırmayı öğrenmişsin. Bundan daha etkili bir güç olabilir mi?

Öldürmeyen şeyler, güçlendirirmiş ya ? Giderek güçlenmek için her gün bir şey alıyorum kendim için . Hayır hayır alışveriş manyağı olduğumu düşünmeyin , bugün aldıklarımı hemen söylüyorum.. sabah kahvem eşliğinde okuduğum kitabım ardından vücudum için aldığım yarım saatte olsa egzersizim , ve yine vücudumu şımartan en sağlıklısından bir kahvaltı . İzlediğim filmler, kendimi müziğe emanet edip herşeyi unutup tamamen dansa teslim oluşum, yaptığım seyahatler, yazdığım yazılar.. Bunların hepsini alışveriş olarak tanımlıyorum ben.. Yaşamla yapıyorum bu alışverişi.. alıyorum ve pozitif enerjimi geri veriyorum .. Ben verdikçe bir yandan geri alıyorum..

Üç maymunu oynuyorum, En sevdiğim oyun. Görmüyorum gözümün önünden ayrılmayıp illa hayatıma dahil olmaya çalışanları, duymuyorum hakkımda  konuşup ve bundan gıda alanları, konuşmuyorum yorumlamaya figüranların rollerini.. Çünkü daha önemli işlerim var , yarım kalanlar ve daha hiç başlamadıklarım , kurtulmam gerekenler.. Başkalarının mutsuzluklarıyla beslenenlere kötü haberlerim var, burda mutsuzluk sizlere ömür, sevgi var , doğru var, adalet var.. Üzgünüm ama kocaman bir GÜLÜMSEYİŞ var :) Sözüm ona var git sen başka kapıya....

Hiç yorum yok: