27 Nisan 2012 Cuma

İyi ki

Öğretmen olmuşum!
Çocuklar... Hepsi bizim çocuklarımız değiller miydi? Şu an yatağımın yanı başında duran güle bakıyorum, daha önce hiç bir gül bu kadar anlamlı olmamıştı benim için. O gül... Bir köy çocuğunun belki de son harçlığı ile bana aldığı...

7. sınıflardan bir öğrencim, öğretmenler odasında otururken beni dışarıya çağırdı, çıktım. Elinde bir tane gül "Hocam, sizi üzdüğüm için özür dilerim." diyordu. Gülün yanında bir tane de özrünü yazılı olarak ifade eden bir mektup vardı. Oysa ben çoktan unutmuştum beni üzdüğünü. Zaten derslerle ilgisi olmayan bir çocuktu. Diğer öğretmenlerin tabiriyle işe yaramaz,tembelin tekiydi.Çok duygulandım, bu davranışının karşısında. Demek ki yüreğine ulaşmışım, diğer öğretmenlerin işe yaramaz tembel dedikleri çocuğun.

Çok iyi matematiği olması gerekmiyor. Ben ona sevgi adına küçücük bir şey öğretebilmişsem daha ne isterim. İşte bu yüzden bugün, öğretmen olduğum için çok mutlu oldum. "Bu meslek bana göreymiş" dedim. Kalbim gülümsedi. Tüm olumsuzlukları unuttum.Sevmek lazımdı onları. Tek istedikleri bu benim güzel çocuklarımın. Ne garip içimde küçük bir kız yaşadığından çok eminken, onların karşısında kendimi abladan ziyade anne gibi hissetmem. Ben çocuklar hep gülsün istiyorum. Hepsi bu!

Bazıları vardır ya! İyi öğretmen olmak için Allah yarattı demeden dövmeyi maarifet bilen.Otoriteyi sopayla elde tutanlar hani! Elimde değil üzülüyorum, yüzüm düşüyor hemen, canlarını yakınca birileri.
Doğru, haklılar! çocukların değişmesi gerek, güzele, iyiye, doğruya yönelemeleri lazım. Ama bu meziyetleri kazandırırken durduğun çizgiye bak! Bu elmayı yemek yasak diyorsun, bir yandan da elma yiyorsun ! Olacak iş mi öğretmenim? Bana yüksek sesle konuşma, arkadaşına hakaret etme diyorsun! Ama önce sen bize öyle davranıyorsun. Ben seni anlamıyorum ve bocalıyorum öğretmenim. Sonra korkuyorum senden. Hayal dünyamın genişliğinde oluşan soruları sana soramaktan korkuyorum, saçma bulacaksınız diye. Ve giderek hayallerim küçülüyor, ben büyüdükçe.

Bugün bu coğrafyanın ideolojisini konu alan bir tiyatro izledim. Bu konuyu başka bir yazıda ele almak fikrindeyim; ancak zamanında yapılmış hataların cezalarını çekiyoruz belki de şimdi. Bu hataların telafisi de yine bizim elimizdedir. Ve bu önce insanlık sonra da vatan görevidir. Yeni nesil bizlerin eseri olacaksa, vakit kaybetmemek lazım. Sevgi ekmek lazım, barış aşılamak lazım. Hem de hiç zaman kaybetmeden ...

Hiç yorum yok: