17 Ocak 2012 Salı

Bundan böyle önümüze bakıcaz. Gülümseyeceğiz, yeri geldiğinde en sevdiğinin omuzuna gidip ağlamayı bileceğiz, ben bir ağlamayı bir de gülmeyi çok seviyorum. İkisinden sonra da bir rahatlama çöküyor üzerime. Eskileri hatırlarken "hey gidi günler!" dememiz yeterli... Eskiye bakıp da yeniyi kullanmadan eskitmenin luzümü yok. Hayat güzel, küçücük şeylerden mutlu olabilen insanlar var hala.. Bunlardan biri de sizseniz şimdi bu cümleyi okurken bir daha mutlu olun, zira siz bu dünyadaki nadir insanlardansınız.

Bugün hava güneşliydi. Annemle konuştum. Otobüste bir küçük bir bebek bana gülümsedi. Bugün çok mutluyum! Ertesi gün depresif olabilirsiniz, yaya kaldırımından geçerken size çarpan birini dövme hissi oluşabilir içinizde. Ya da ne bileyim gülmek çok zahmetli bir iş haline de gelebilir. Bunların hepsi insanlık belirtisi; sevinç, hüzün, mutluluk, huzur, şefkat,şehvet, korku,huzur... Bunların hepsi daha da fazlası küçücük bir beden de bulunabiliyor ve farklı kombinasyonlarından farklı ruh halleri ortaya çıkıyor.

Elif ŞAFAK 'ın SÜT romanını giderek daha çok özümsüyorum içimde... Acaba her kadın böyle gel gitler yaşar mı? Kadın olmak bir yük olur mu herkes için bu ülkede?

Özgür olmak istersin. Bağlansan da bir şeye her an iplerini koparıp gidecekmişsene özgür... Bir yandan da sahiplenilmek istersin, kocaman kollar olsun etrafında , hep sıkı sıkı bir o kadar da gevşek sarsın ki hep kalbin gülsün yanında...

Hiç yorum yok: